Napalm Death: İsminin Ağırlığı ve Grindcore’un Doğuşu
Bir grup isminin bir anlamı vardır. Napalm Death söz konusu olduğunda, bu anlam yıkıcılığın, hızın ve amansız bir politik öfkenin manifestosu gibidir. Napalm, Vietnam Savaşı’nın en acımasız silahı; Death ise bunun kaçınılmaz sonucu. 1981’de İngiltere’nin Meriden kentinde bir araya gelen birkaç genç, bu iki kelimeyi birleştirerek sadece bir grup ismi bulmadı; aynı zamanda tüm bir müzik türünün manifestosunu yazdı (bkz).
Grubun kurucuları Nick Bullen ve Miles Ratledge, isimlerine sadık kalarak müziği de bir silaha dönüştürdü. Napalm Death, grindcore’un öncüsü olarak kabul edilir. Peki bu türü diğerlerinden ayıran neydi? Cevap: Sınırları yıkan bir hız ve yoğunluk. 1985’te davulcu Mick Harris’in katılımıyla grup, davulun nasıl çalınabileceğine dair tüm bildikleri unuttu ve blas…t beat’i (patlama vuruşu) grindcore’un merkezine yerleştirdi. Dakikada yüzlerce vuruşluk bu amansız tempoyla tanışan müzik dünyası, bir daha asla eskisi gibi olmadı.
Napalm Death’in yarattığı bu ses, aslında iki farklı dünyanın kusursuz birleşimiydi: Crass ve Discharge gibi grupların öncülük ettiği anarko-punk’ın asi ve politik ruhu ile death metalin karanlık, ağır ve teknik yapısı. Grubun 1987’de Earache Records’tan çıkan ilk albümleri “Scum”, bu kaotik birlikteliğin somutlaşmış haliydi. 28 parçadan oluşan ve yalnızca yarım saat süren bu albüm, kısalığına rağmen yarattığı etkiyle dev bir yankı uyandırdı. Albümün bir yüzünde Justin Broadrick ve Mick Harris; diğer yüzünde ise Lee Dorrian ve Bill Steer gibi isimler yer alıyordu.
Grubun kariyeri, sürekli değişen bir kadro hikâyesi olsa da müzikleri hiçbir zaman durağan olmadı. 1989’da vokalist Mark “Barney” Greenway ve basçı Shane Embury kadroya katıldı. 1990’daki üçüncü albümleri “Harmony Corruption” ile birlikte, sound’larında belirgin bir değişime imza attılar. Bu albüm, grindcore’un özünden kısmen uzaklaşarak daha çok Florida ekolü death metaline yaklaştı; daha ağır riffler ve daha anlaşılır vokaller içeriyordu. Ancak bu dönüşüm, grubun köklerini inkar ettiği anlamına gelmiyordu; sadece evrimin doğal bir parçasıydı. Napalm Death, her zaman kendini yenileyen ve türe yeni soluklar getiren bir öncü olmayı başardı.
Kısacası, Napalm Death’in önemi, sadece hızlı çalmalarından veya sert sözlerinden gelmiyor. Onlar, crust punk’ın politik öfkesi ile death metalin teknik vahşetini birleştirerek, günümüzdeki birçok ekstrem metal ve hardcore punk grubunun yolunu açtı. Bu yönüyle Napalm Death, yalnızca bir grup değil, aynı zamanda bir sonraki her nesil için geçerliliğini koruyan bir eylem çağrısıdır.




Bir Cevap Yazın