Taylor Swift Neden Sürekli Ödül Alıyor?

Piyasanın kusursuz şekilde kodlanmış bir ürünü olarak Taylor Swift fenomeninin ardında yatan mekanizmaları anlamak için, daha önce “çağdaş sanat saçmalıkları” başlığında tartıştığımız kavramlara geri dönmek gerekiyor. Yeteneğin tasfiyesi, disiplinsizleştirilen sanat ve burjuva sınıfının bu süreçteki tahakkümü… Tüm bu dinamiklerin müzik endüstrisindeki en parlak yansıması olarak karşımıza çıkan Taylor Swift, bir sanatçıdan ziyade, medya patronlarının fonladığı ve piyasaya sürdüğü bir “pazarlama başarısı” olarak tanımlanabilir.

Kariyerinin başlangıcı, kusursuz işleyen bir medya makinesinin eseridir. 2005 yılında henüz 16 yaşındayken Big Machine Records ile anlaşması, bir tesadüften çok, onu genç kitlelere pazarlamak için tasarlanmış bilinçli bir stratejinin parçasıdır. Harvard Business Review’da iş stratejileri derslerine konu olacak kadar kusursuz işleyen bu yapay başarı, müzikten çok bir marka yaratma projesidir.

Sözde Sanatın İflası

Taylor Swift’in müzik mirasına yönelik en büyük eleştiri, sanatsal açıdan son derece yetersiz ve tekdüze bir üretim pratiğine sahip olmasıdır. Şarkıları aynı ezberi bozmakta zorlanır; hemen hepsi aynı yapıyı, aynı duygusal döngüyü takip eder. Müzikal açıdan “olgunlaşma” çabası dahi, prodüksiyon ekibinin (Jack Antonoff, Max Martin) sırtlanmış olduğu bir post-prodüksiyon zaferidir. Bu, yetenekten çok, sermayenin prodüksiyonla yeteneksizliği nasıl kamufle edebileceğinin en çarpıcı örneğidir.

Söz yazarlığı ise ayrı bir hayal kırıklığıdır. Kendi şarkılarını yazdığı yönündeki ısrarlı söylemine rağmen, lirik derinlikten tamamen yoksun olan metinleri, ergenlik çağındaki bir gencin günlüğünden fırlamış gibidir. New Yorker’ın da alaycı bir dille eleştirdiği gibi, “bir bisikleti parçalayıp parçalamama” ikilemi gibi sözler, bir söz yazarı için utanç verici bir basitlik düzeyidir.

Vokal Yeteneğin Sınırları

Söz konusu salt müzikal yetenek olduğunda durum daha da vahim bir hal alır. Uzman vokal koçları tarafından analiz edildiğinde Swift’in ses aralığı, teknik kapasite ve sahne performansı açısından ancak “D+” gibi vasat bir puan alabilmektedir. Özellikle konser performanslarının tutarsızlığı ve nefes kontrolündeki yetersizliği, müzikalitesi tartışılan pop yıldızları arasında bile dikkat çekici bir seviyededir.

“Kapitalist Kraliçe” ve Endüstrinin Fonlama Dinamikleri

Tüm bu yetenek yoksunluğuna rağmen Taylor Swift’in “başarı”sı, kültür endüstrisinin en temel mekanizmasını gözler önüne serer: yetenek değil, piyasa gücü ve medya patronlarının sınırsız desteği. Harvard Üniversitesi gibi prestijli kurumlarda strateji derslerine konu olan bu model, “Swiftonomics” olarak adlandırılan mekanizmanın, sanatı ikinci plana iten acımasız bir kapitalizm olduğunun altını çizer.

Tüm bu gerçeklere rağmen Swift’in yayınladığı her yeni ürünün milyonlarca dinlenmeye ulaşması, müziğin artık başlı başına bir dinleme eyleminden çok, medya patronlarının körüklediği bir tüketim çılgınlığı ve bir fanatizm hareketi olduğunu kanıtlar. Bu durum, eleştirmenlerin de belirttiği gibi, bir sanatçının eserini değerlendirmekten ziyade, kişiliğine tapınmayı teşvik eden bir kült haline dönüşmüştür.

Daha önce tartıştığımız kültür endüstrisi eleştirisinin somut bir yansıması olan Taylor Swift örneği, bir liseli kızın medya patronlarının sınırsız fonlaması ve sistemin kusursuz işleyen çarkları sayesinde nasıl küresel bir “ikona” dönüştürüldüğünün en trajik göstergelerinden biridir.

Konuyla bağlantılı olan diğer yazı: Kültür Endüstrisi ve Sanatçının Yabancılaşması: Adorno, Marx ve Burjuva Tahakkümü

Bir Cevap Yazın

Trending

Venge Tari sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin