Ska Müzik: Reggae’nin Ritminde Punk’ın Asi Ruhu

Ska’nın temeli, 1950’lerin sonunda Jamaika’da atıldı. Ülkenin yerel ritimleri mento ve kalipso ile Amerikan caz ve R&B’sinin birleşiminden doğan bu tür, aynı zamanda bir dönüşümün de ürünüydü. O yıllarda Jamaikalı müzisyenler, Amerika’daki radyo istasyonlarından duydukları R&B şarkılarını kendi enstrümanlarıyla taklit ederek çalmaya başladılar ve zamanla bu taklit, kendilerine özgü bir kimlik kazandı. İşte ska tam da bu duyguyla, bir yandan dinlediklerine saygı duruşunda bulunurken diğer yandan da bambaşka bir şey yaratma arzusuyla şekillendi.

Türün ismi ise yine bu doğaçlama ruhun bir ürünü. Rivayete göre, gitaristlerin çaldığı o karakteristik, vurgulu ve vurmalı ritim sırasında tellerden çıkan “skat, skat” sesi, türe adını verdi. Bu ses o kadar belirleyiciydi ki, yıllar içinde müziğin adı “ska” olarak kısaldı ve bugün hâlâ o enerjik gitar rifflerini duyduğumuzda aklımıza gelen ilk şey oldu. Yani ska, sadece bir tür değil, aynı zamanda köklerindeki o yaratıcılığın, dinleme ve dönüştürmenin, hatta biraz da rastlantının bir yansıması.

Peki, bu tropikal neşenin tohumları nasıl oldu da İngiltere’nin çelik gibi gri sokaklarında dev bir alt kültüre dönüştü? Cevap, 1970’lerin sonundaki ırkçılık karşıtı hareketlerde ve işsiz gençliğin isyanında gizli. O dönemde beyaz işçi sınıfı çocukları ile Jamaikalı göçmenlerin çocukları, 2 Tone etiketi altında toplanarak müziklerini, politik bir duruşa dönüştürdüler. Bu hareket, ırk ayrımına karşı “müzikte ve hayatta birlik” mesajı veriyordu.

2 Tone Hareketi ve İngiliz Ska’sının Doğuşu

The Specials, türün amiral gemisiydi. “Ghost Town” gibi şarkılarıyla, Thatcher İngilteresi’nin çorak sokaklarını ve gençliğin umutsuzluğunu adeta resmettiler. Takım elbiseleri, kravatları, siyah-beyaz puantiyeli görünümleriyle birer “düzgün delikanlı” gibi görünseler de, şarkı sözlerindeki ateş, onların aslında asi gençliğin ta kendisi olduğunu gösteriyordu. The Selecter, Pauline Black’in karizmatik vokaliyle ska’nın daha melodik ama bir o kadar da güçlü bir sesiydi.

Bad Manners ise grubun tamamen eğlence odaklı, sıradışı ve performans açısından enerjik yüzünü temsil ediyordu. Buster Bloodvessel’in kel kafası ve devasa dili, grubun simgesi haline gelmişti. Bu grupların hepsi, tek bir plak şirketi olan 2 Tone Records etrafında toplanarak ska müziğinin sadece bir tür değil, bir yaşam biçimi olmasını sağladı.

Punk ve Ska’nın Tutkulu Birlikteliği

İşte en can alıcı nokta da burası. Ska, 2 Tone hareketiyle birlikte reggae’nin rahatlamış ritmini, punk’ın ise hızına ve agresif enerjisine kusursuz bir şekilde entegre etti. Bu füzyon “2 Tone Ska” olarak adlandırıldı. Punk‘ın “kendin yap” kültürü, ska’nın kendine has ritmiyle birleşince ortaya dans edilebilir, ama sözleriyle son derece politik bir müzik çıktı. Grubun sahne performansları, birer politik miting havasındaydı. Bu, müziğin sadece bir eğlence değil, aynı zamanda bir eylem olduğunun en çarpıcı örneğiydi.

Günümüzde Ska: Ölmedi, Sadece Dönüştü

1980’lerin sonunda ABD’nin Batı Yakası’nda, özellikle Berkeley, Kaliforniya’da Operation Ivy adlı grup, ska ve punk’ı kusursuz bir şekilde harmanlayarak yeni bir soluk getirdi. Jesse Michaels, Tim Armstrong ve Matt Freeman’dan oluşan bu üçlü, kısa ömürlü olmalarına rağmen (1987-1989), bıraktıkları tek albüm “Energy” ile tüm bir neslin yolunu çizdi. Grubun dağılmasının ardından Tim Armstrong ve Matt Freeman, Rancid‘i kurarak 1990’ların ska-punk patlamasının en önemli isimlerinden biri haline geldi. Operation Ivy’in mirası, Rancid aracılığıyla günümüze kadar uzandı. 90’larda ABD’de No Doubt, Rancid ve The Mighty Mighty Bosstones ile bir ska-punk patlaması daha yaşansa da, türün özü aslında hâlâ 2 Tone’da, o siyah-beyaz puantiyeli takım elbiselerin arasında saklı. Ska müziği, sanılanın aksine bir nostalji tuzağı değil; aksine dünyanın dört bir yanında festivallerde, underground kulüplerde ve bağımsız plak şirketlerinde nefes almaya devam eden, diri bir kültür.

“Melbourne Ska Orchestra”

İkonik SKA Punk Albümler:

Operation Ivy – Discography
No Doubt – Tragic kingdom
Ska-P – Que corra la voz
The Aggrolites – Dirty Reggae
Les Cameleons – Todos
Big D and the Kids Table – Strictly Rude
The Movement – Move
The Interrupters – The Interrupters
Choking Victim- No Gods/No Managers (Crust SKAPunk 👹)
Against All Authority – All Fall Down (Crust SKAPunk 👹)

Not: Amy Winehouse, 2008 yılında “The Ska EP” adında bir EP çıkardı. Bu EP’de The Specials şarkılarının cover versiyonları yer alıyor. EP’de Amy’nin seslendirdiği şarkılar şunlardı:

  • “Hey Little Rich Girl” (The Specials cover’ı)
  • “Monkey Man” (Toots & The Maytals cover’ı, ancak bu şarkıyı da The Specials meşhur etmişti)
  • “You’re Wondering Now” (The Specials cover’ı)
  • “Cupid” (Sam Cooke cover’ı)

Amy Winehouse, Ağustos 2009’da İngiltere’deki V Festivali’nde The Specials ile birlikte sahneye çıktı. Bu sürpriz bir iş birliğiydi ve Amy, grubun vokalisti Terry Hall ile birlikte “You’re Wondering Now” ve “Ghost Town” şarkılarını seslendirdi. O gece çok özeldi; öyle ki bu performans, sınırlı sayıda plak olarak da basıldı. 

Kısacası, eğer hayatın ritmi sizi boğuyorsa, biraz ska açın. Çünkü ska, (The Specials’ın dediği gibi) sizi “bir mesajla” buluşturur.

Bir Cevap Yazın

Trending

Venge Tari sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin