Apocalyptica: Çellolarla Yeniden Yazılan Metal Tarihi
1993 yılında Helsinki’deki Sibelius Akademisi’nde dört klasik müzik öğrencisi, sıradan bir öğrenci projesi olarak başladıkları işin aslında metal müzik tarihini baştan yazacağını bilmiyordu. Eicca Toppinen, Paavo Lötjönen, Max Lilja ve Antero Manninen’den oluşan bu dört genç, en sevdikleri grubu “Metallica” yı kendi enstrümanlarıyla çalmaktan başka bir şey yapmak istemiyordu. Ve çaldıkları enstrüman, metal müzikle hiçbir zaman yan yana anılmamıştı: çello.
Metallica ile Başlayan Efsane
Grubun 1996’da çıkardığı ilk albüm “Plays Metallica by Four Cellos”, isminin aksine sadece bir cover albümü değildi; aynı zamanda metal müziğin sınırlarını yıkan bir manifestoydu. “Enter Sandman”, “Master of Puppets” ve “The Unforgiven” gibi Metallica klasikleri, dört çellonun ellerinde bambaşka bir boyuta taşınıyordu. Albümün kaydı sırasında kimse bu işin tutacağını tahmin edemiyordu. Eicca Toppinen’in ifadesiyle: “Bir metal kulübünde çaldık, sonra albüm yapmamızı istediler. Bunu kim dinler ki diye düşündük. Albüm çıktıktan beş ay sonra, Metallica’nın ön grubu olarak sahne alıyorduk”.
İkinci Adım: Inquisition Symphony ve Özgünleşme
Grubun 1998’deki ikinci albümü “Inquisition Symphony”, artık sadece bir Metallica cover projesi olmadıklarını gösteriyordu. Albümde sadece dört Metallica şarkısı bulunuyor; bunun yanı sıra Faith No More, Pantera ve Sepultura cover’ları ile Eicca Toppinen’in yazdığı üç orijinal parça yer alıyordu. “Harmageddon”, “M.B.” ve “Toreador” gibi kendi besteleri, grubun çello ile neler yapabileceğinin ilk işaretleriydi.
Bu albümle birlikte Apocalyptica, kendilerini şöyle tanımlıyordu: “Yaratıcılık bizim için eskiden enstrümanlarımızla tipik metali taklit etmek anlamına geliyordu. Artık kendi sanatsal keşiflerimiz anlamına geliyor. Sadece enstrümanlarımızın kullanım alanını genişletmek, yeni çello teknikleri geliştirmek istiyoruz”.
Gelişim ve Dönüşüm Yılları
2000 yılındaki “Cult” albümü, Apocalyptica’nın artık tam anlamıyla özgün bir grup olduğunu kanıtlıyordu. Albümdeki “Path”ten “Coma”ya kadar uzanan parçalar, eski bir ritüeli anlatan bütüncül bir konseptin parçasıydı. Kapaktaki iskelet figürü gibi, müzik de bir fanatizm ve kararlılık duygusu taşıyordu.
Grubun kadrosu zamanla değişti. 1999’da Antero Manninen ayrıldı, yerine daha önce kısa süreliğine grupta bulunmuş olan Perttu Kivilaakso geri döndü. 2002’de Max Lilja ayrıldı ve grup üç kişi kaldı. Bu dönemde Slayer’dan Dave Lombardo, stüdyo kayıtlarında davul çaldı, ancak turnelerde yer alamayınca Mikko Sirén 2005’te gruba kalıcı davulcu olarak katıldı. Bu, Apocalyptica’nın sesini kökten değiştiren bir dönüm noktasıydı.
2024: Başladıkları Yere Dönüş
2024 yılının Haziran ayında Apocalyptica, kariyerlerinde bir tam daire çizerek 28 yıl önceki başlangıç noktalarına geri döndü. “Plays Metallica, Vol. 2” albümü, grubun ikinci tam Metallica cover albümüydü ve ilkinden çok daha iddialıydı.
Albümün en dikkat çekici özelliği, Metallica’nın efsanevi basçısı Cliff Burton’ın orijinal bas kaydını içeren “The Call of Ktulu” idi. Burton, 1986’daki trajik ölümünün ardından 38 yıl sonra bir Apocalyptica albümünde yeniden hayat buluyordu . Ayrıca “The Four Horsemen”de Metallica basçısı Robert Trujillo, “One”da ise hem Trujillo hem de vokalist James Hetfield konuk oluyordu.
Eicca Toppinen bu projeyi şöyle anlatıyor: “Son 20 yıldır başka bir Metallica albümü yapmayı konuşuyorduk. Çalmak istediğimiz o kadar çok harika şarkı vardı ki. Belki 20 şarkıdan 9’u albüme girdi ve hangi şarkıların işe yarayacağını bulmamız gerekiyordu”.
Bir Dönemin Kapandığı Nokta
“Plays Metallica, Vol. 2” aynı zamanda bir dönemin sonu oldu. Albümün tamamlanmasının ardından, gruba 2005’ten beri vurmalı çalgılarla eşlik eden Mikko Sirén, yirmi yıllık Apocalyptica macerasını noktaladı. Sirén, grubun sadece davulcusu değil, aynı zamanda sound’unun şekillenmesinde kilit rol oynayan bir isimdi. Onun ayrılışı, Apocalyptica’nın yeni bir döneme adım atacağının habercisiydi.
Neden Önemliler?
Apocalyptica’nın müzik tarihindeki yeri, sadece çello ile metal çaldıkları için değil, klasik müzik eğitimlerini rock enerjisiyle harmanlayarak tamamen yeni bir tür yarattıkları içindir. 30 yılı aşkın kariyerlerinde altı milyondan fazla albüm satmış, dünyanın dört bir yanında festival sahnelerinde boy göstermiş ve metal müziğin sınırlarını yeniden tanımlamışlardır.
Eicca Toppinen’in dediği gibi: “Yolculuğumuz Metallica ile başladı, çünkü onların müziğini seviyorduk. Ama zamanla kendi sesimizi bulduk, kendi hikayemizi yazdık. Yine de köklerimiz hep orada, o dört çellonun bir barda Metallica çaldığı günde”.
Apocalyptica, bir tribute projesi olarak başlayıp kendi efsanesini yaratan nadir gruplardan biridir. Ve hikayeleri, hâlâ yazılmaya devam ediyor.




Bir Cevap Yazın